23.08.2017, Çarşamba Bir sayfa geri gitAnasayfaya gitBir sayfa ileri gitFavorilere ekleBu sayfayı yazdır    
 
Son Eklenenler
  • Tayfun Canpolat (1988)
  • Kadir Yeter (1951)
  • İsmet Gür (1952)
  • Nurcihan Üstüner (1972)
  • Ziyaretçilerimizden
     
  • Abdullah Yazıcı (1984)
  • Abdurrahman Bozgeyik (1989)
  • Adem Canpolat ( 1971 )
  • Adem Kıraç
  • Adem Kurtipek (1983)
  • Adil Komut
  • Ahmet Arslan ( 1987 )
  • Ahmet Bektaş (1962)
  • Ahmet Beser
  • Ahmet Çelik ( 1983)
  • Ahmet Dümrül (1948)
  • Ahmet Nural Öztürk (1951)
  • Ahmet Nural Öztürk (1954)
  • Ahmet Özer Şahin ( 1977 )
  • Ahmet Özün (1985)
  • Ahmet Sarıgan
  • Ahmet Tarık Can ( 1977 )
  • Ahmet Tirgil
  • Ahmet Uzunaslan (1977)
  • Ahmet Yazıcıoğlu (1970)
  • Ahrâzi ( 1977 )
  • Akın Aktaş (1979)
  • Ali Bayır (1959)
  • Ali Hallaç
  • Ali İhsan Konuklu ( 1964 )
  • Ali Kemal Beşel ( 1971 )
  • Ali Kılıç Kakiz (1963)
  • Ali Topçu (1992)
  • Ali Yaz (1980)
  • Altınoz


    Toplam : 452 Adet
      Sayfa No :
    1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 |
  •  


      Kadir KARAMAN      

      KARMAŞA

      Dağ başları ıssız, ovalar ıssız
      Karanlık her yanı sarmış kapkara.
      Duygular sancılı, kâlpler ışıksız
      Hükmeden gündüze hırsız, maskara.

      Adâlet zincirli mahkuma dönmüş
      Umutlar doyulmaz lokuma dönmüş.

      İzan bataklığa düşmüş, ne acı!
      Gül bitpazarına çıkmış satılmaz
      Sâhipler sürgünde olmuş kiracı
      Lokmalar zehirden mâmul, yutulmaz.

      Hava zehir, ekmek zehir, aş zehir
      Ayak zehir, gövde zehir, baş zehir.

      Yüzler bin bir çeşit renge boyalı
      Yürekler her çeşit geceye mahkum
      Harâmiler halka çalar kavalı
      Gâfil devler bir kaç cüceye mahkum.

      Her canı esâret korkusu sarmış
      Yolları emelin kokusu sarmış.

      Caddeler tiyatro, sokaklar dram
      Yönetmen keyfinden sarhoşa dönmüş
      Helâli yok etmiş eşkıya haram
      Çıkmaz yollar sondan en başa dönmüş.

      Kılavuz belirsiz, menzil belirsiz
      Rütbede tâltifle, tenzil belirsiz.

      İnsandır denecek insan kalmamış
      Hayvanlar en hayvan insandan uzak
      Âsi işgalinde ihsan kalmamış
      Nasipsizler lütuf, ihsandan uzak.

      Körelmiş ocaklar canları yakar
      Zamanı zapteden anları yakar.

      Anlamsız ne varsa, mânalar vîran
      Deliler kol gezer olmuş ülkemde
      Âsiler huzuru gasbetmiş, her an
      Çiçekler zamansız solmuş ülkemde.

      Beyin felç olmadan, beden olmazmış
      Dağılmış sürüyü güden olmazmış.
      ……………  


      Ahududu reçelim  
      Dut pestili gülüşüne  
      Çok susadı yüreğim!..  
      Yediveren tomurcuğu  
      yanaklarında eriyen kaybolan…  
      geçtiğin yollarda açılmak için  
      çan atan çiçek benim!..  

      Yırtmak istiyorum  
      ayrılıktan yıpranan kozamı  
      ipekböceği ömrü kadarcik  
      bir mutluluk için!..  
      gel el ele verelim!..  
      Tek başına tat vermiyor…  
      Yoksunluğun şarabından içmek…  
      gel yine berâber içelim!..  
      gülleri kıskandıran sevdâmızı  
      yeniden ezber edelim!  
      Yeniden yazsın rüzgarlar adimizi  
      Göklere, bulutlara  
      resmimizi çizsin dağlara!..  
      Yeniden düşler ülkesine  
      hayâller diyarına gidelim!..  

      Gülsuyu rengi gözlerinde  
      kendimi kaybettiğim  
      bilinmesin, söyleme kimseye!..  
      ne olup bittiğini yalnızca biz bilelim!..  
      Kara üzüm pekmezi bakışların  
      öksüz kalmış resimlerimin tek tesellisi!..  
      Hatıralarımı özlem emzikleriyle beslediğim  
      dedikodusu yayılmış her tarafa  
      deme sakin, yayan değilim!..  
      Yüreğini damıttığı  
      rafineri demişler gözlerine!..  
      Desinler, mühim değil!..  
      Kıskansınlar, aldırma!..  
      Biz birbirimizi sevdiğimiz,  
      ve sevmemiz gerektiği için sevelim!..  

      29.01.03  


      05.12.2004  
      **************
      Barış Çağrısı  


      Baris varken ne bu hosgörüsüzlük?  
      Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga? â  
      Hem ihânettir bu, hem görgüsüzlük  
      Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga?  

      Ne seni üzeyim, ne de sen beni…  
      Sen beni bagisla, gel ben de seni…  
      Nesiller affetmez asan, keseni…  
      Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga?  

      Kavganin kimseye olmamis kâri…  
      Körükler kavgayi, olan, çikari…  
      Basini kaldir bak, gör olanlari…  
      Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga?  

      Ayni toprak, ayni sudan var olduk…  
      Sen bana, ben sana niçin dar olduk?  
      Sebep ne, hemcinsken kör bakar olduk?  
      Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga?  

      Ne sen seçtin, ne ben ayri yollari…  
      Var eden böyle var etmis kullari…  
      Sökelim kâlplerden kinden çilleri…  
      Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga?  

      Sen insansan bende insanim, insan!  
      Tutarim elinden, yakamaya yansan!  
      Sen bana ihsansin, ben sana ihsan!  
      Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga?  

      Kavga ettirerek sömürmekteler…  
      Zevkle keyiflenip, semirmekteler…  
      Gelecegimizi kemirmekteler…  
      Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga?  

      Bugün kavgaliysak, yarin yüz yüze  
      Mecburuz, bakacagiz…biz göz göze  
      Bilmem gerek var mi aykiri söze?  
      Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga?  

      Savas hem seni hem beni yok eder…  
      Es, dostu aç kor düsmani tok eder…  
      Barismayan, yok olmayi hak eder  
      Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga?  

      Birakalim nolur kini, garazi!  
      Kinle, garaz insanligin marazi! ?  
      Bugün yoksa da var, yarin terazi! ?  
      Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga?  

        
      ……………..    

      ESKİ SEVDÂ YARASI  


      Yillar sonra  
      bir seyahat dönüsü  
      ugramistin,  
      hani hatirlar misin, bana?  
      Duygularim ve ayaklarim birbirine dolasa dolasa  
      karsilamistim seni otogarda.  

      Elinde küçük kirmizi bir valiz  
      ve yine o küçük çantan vardi omzunda.  
      -izlerimizi kaybedeli çok olmustu oysa..!  
      aklimi basimdan alan hâliyle gülümsemistin yine  
      ve gözlerin özlem atesiyle  
      yangin yerine benziyordu âdetâ.  
      Içimden o yanginda yeniden tutusup yanmak ve  
      atilmak geçmisti kollarina.  

      Kisa bir suskunluk ardindan  
      “hos geldin” demek nihâyet gelmisti aklima  
      mutlu ve sevinçli oldugun yansiyordu  
      baktigimda  
      “sag ol” diyen dudaklarinda.  

      Oturmus pastaneye birer bardak çay içmistik  
      yakarak yaninda birer sigara.  
      Sonra biletini almistik  
      biraz zaman vardi daha  
      arabanin kalkmasina.  
      Yan yana çekinerek  
      birilerinin görmesinden  
      yürümüstük  
      agaçlar arasinda  
      sonra oturmustuk bir banka  
      ve konusmustuk  
      yaptiklarimizdan ve yasadiklarimizdan  
      göz göze gelerek ara sira.  

      Gözlerin alev alevdi  
      ellerine ates gibi…  
      yanaklarinsa…  
      belki heyecandan kipkirmiziydi.  
      Bende senden farkli degildim aslinda.  
      Sanki yeniden kanamaya baslamisti  
      ikimizin de içinde  
      sönen yangin ve  
      kapanamaya yüz tutan eski yara.  

      Öylesine çilgin duygular  
      hâkim olmaya baslamisti ki duygularimiza  
      ne yapacagimizi bilmez haldeydik.  
      Sigara yakiyorduk öyle arka arkaya  
      insanlar dolasiyordu sagda solda  
      sanki bize baka baka.  

      Bu sekilde epey bir zaman geçmis  
      Ve aksam loslugu çökmüstü artik ortaliga.  
      Gözler gördügünü seçemez hale gelmisti.  
      Yöneldi birden  
      dudaklarim dudaklarina…  
      dudaklarinsa dudaklarima.  
      Inan degil hâlâ aklim basimda!  

      O, ilk ve son bulusmalari olmustu dudaklarimizin  
      Derken sen gitmistin,  
      gözlerin arkada  
      Bense…kalakalmistim…gözlerim yollarda.  

      Sen simdi yine uzaklardasin  
      her zamanki gibi  
      bense hâlâ ayni yerdeyim  
      o bank ve o aksam hep aklimda!  
      Unutmayacagim ve yasayacagim o âni, yasadikça!  

      04.05.03  

      ……………..  
        
      ACILARIM RENK RENK SİMDİ!  

      Bahar dedi...geçti bahar...  
      Duygularim tek renk simdi!  
      Yüregime hicran yagar...  
      Acilarim renk renk simdi.!  

      Katlanamam göre göre...  
      Tek çârem o, vermez çâre...  
      Umutlarim yara, bere...  
      Ask tenime ek ek simdi!  

      Gelecekti...nerde kaldi!?  
      Düsünmez...kim derde kaldi?  
      Yas oldu gözlerde kaldi..  
      Özlemime yok denk simdi!  

      30/08/02  
        
      ……………..  

      SEVDÂ İMZÂSI  

      Yalvarırım yapma diye!  
      Çok zor alamam rızâsını!...  
      Her bakışta yüreğime  
      Atar sevdâ imzâsını.  

      Derdi ne? itiraf eder  
      Varımı bertaraf eder  
      Gülüşleri paraf eder,  
      Atar sevdâ imzâsini.  

      Sorsam, demez niçin, niye ?  
      Ates üfler al yan diye  
      Sessiz sizar içeriye  
      Atar sevdâ imzâsini.  

      Anlayamam hâlâ niçin  
      Bana karsi edasini  
      Öyle agir baska gönül  
      Yüklenemez sevdâsini.  


      …………….  
        
      AKIL HOCASI  


      Ates de benden ögrendi yanmayi  
      Bakislara yakmayi ben ögrettim.  
      Benden ögrendi kelebek konmayi  
      Yildizlara akmayi ben ögrettim.  

      Güle koku veren, bana da verdi  
      Derman benim için yok etti derdi  
      Dilekler sayemde yerine erdi  
      Gözlere yas dökmeyi ben ögrettim.  

      Kâlplerden akip da dinmeyen yasa  
      Alev alev yakip sönmeyen yasa  
      Ok gibi firlayip, dönmeyen yasa  
      Amber gibi kokmayi ben ögrettim.  

      Giyinir tabiat çiçek salini  
      Füsun bürür her agaç dalini  
      Kimseye vermek istemez balini  
      Arilara sokmayi ben ögrettim.  

      Akil hocasiyim, akli çoraga  
      Iserim su gibi, yanmis kuraga  
      Elbet bir gün binecegim, Buraga  
      Bulutlara çikmayi ben ögrettim.  

      21 - 04 – 2001  


        



      11.09.2004  
      **************
      GİZLİ SUÇ  

      Mümkün mü gözlerinle verdiğin meye kanmak  
      Tattıkça, yüreğimin hep içesi geliyor…  
      Alev gibi, yakmakta; elde değil yanmamak  
      Her damlası düştüğü yeri yakıp, deliyor…  

      Umursamaz durusun, ilgisiz gibi tavrın  
      Şanına uygun düşmez, iyi bil ki efkârın  
      Yaptığının hesabi sorulur inan yarin  
      Dilin saklasa, kalbin suçu neyse biliyor.  

      23 – 04 – 2001  



      05.07.2004  
      **************
      A R Z – I   H Â L  


      İnanın ki hâlimi beter etti ölmekten  
      Bana bir şeyler oldu, hep onu düşünmekten.  

      Eridi tunç benliğim, hayaller kura kura  
      His kaynağım kurudu, hislerimi gömmekten.  

      Mânevim çöle döndü, lâl oldu bülbül dilim  
      İsimleri unuttum, ismini söylemekten.  

      Anlatamam kimseye, öylesine bir dert ki  
      Sanmam büyük dert yoktur, böylesine sevmekten.  

      Beklerim ilgisini, yüreğim delik, deşik  
      Tek sevmesin, korkarım, büsbütün kaybetmekten.  

      İçim, dışım her şeyim onun ile dopdolu  
      Pervâneleri geçtim,etrafında dönmekten.  

      Elde değil, bilmeden düştüm bu çılgın sele  
      Sürüklüyor pesinden, korkuyorum gitmekten.  

      Ne kadar inlese de, duymaz nâlan kalbimi  
      Şifasız hastasıyım, özlemini çekmekten.  

      Bir yanlış eylemiyle yıkılır hayâllerim  
      Sevmiyorsa söylese, tükendim yas dökmekten.  

      Düştüğüm yol dönüsü asla olmayan bir yol  
      Anlatamam bir türlü, korkum ret edilmekten.  

      Arz-i hâlim bu, o da arz etse bir hâlini  
      Kahrolur, mahvolurum ona acı vermekten.  

      İnlerim özlemiyle, boşluk yutar sesimi  
      Duymaz, usandım artık, ağlayıp, inlemekten.  

      www.kadirkaraman.com  



      05.07.2004  
      **************

      ANLAMADIM GÖZLERNI  


      Tanidik mi, yabanci mi?  
      Sahici mi, yalanci mi?  
      Verdigi zevk mi, aci mi  
      Anlamadim gözlerini!..  

      Baktikça yakar kâlbimi  
      Görmez çikan alevimi  
      Harap eder can evimi  
      Anlamadim gözlerini!..  

      Sönmüs külümü körükler  
      Ruhumu derde sürükler  
      Istemem, acilari yükler  
      Tanimadim gözlerini.  

      Tüketir tüm dermânimi  
      Yazar ölüm fermanimi  
      Söylemez ne, merâmini  
      Anlamadim gözlerini!..  

      Kusatir yangin misâli  
      Yanarim kerem timsâli  
      Söylemez, ne gün, visâli  
      Anlamadim gözlerini!..  

      Düserim hasta, eline  
      Atar hasretin seline  
      Kâtilim odur, biline  
      Anlamadim gözlerini!..  

      ASGARI'nin ne, suçu ne?  
      Gam eker bitkin içine  
      Hiç izin vermez gülçine  
      Anlamadim gözlerini!..  

      01.03.97  


      06.06.2004  
      **************

      AGLIYOR  

      Bülbüller sustu, bagban yasta, hicran agliyor  
      Hazan vurdu da, bostan yasta, hicran yasta  

      Ne gül kaldi, ne gonca, hüzün çöktü gülsene  
      Gönül âh ile nâlân, yasta hicran agliyor  

      Tuzaga düsmüs bülbül, habersiz düstügünden  
      Âzât için durmadan yasta hicran agliyor  

      Bekleyen akibetten kurtulus mümkün degil  
      Eleme düstü de can, yasta hicran agliyor  

      Dert istilâ eyledi, sifa uman kalplerin  
      Figani ciliz, yavan yasta hicran agliyor  

      Yalvariyor ümitle, harcayarak gücünü  
      Duymuyor diye cânan, yasta hicran agliyor  

      Ömrünü israf etmis, bakiyor da geriye  
      Nedametle perisan yasta hicran agliyor  

      Hep vefakâr olmayi düsünmüs olamamis  
      Yaptiklarina pisman, yasta hicran agliyor  

      Sarilmis çâre diye agyarin mihnetine  
      Yaralanmis ruhundan, yasta hicran agliyor  

      Ne derdi varsa garip dalmis hüzün seline  
      Su umutsuz umutlan yasta hicran agliyor  




      06.06.2004  
      **************
      AFFEDEMEM!!  

      Yangin topraklar yagmura  
      Içmis içmiste, doymamis  
      Duydugum ,sevgiyi sana  
      Ferhat Sirin’e duymamis.  

      Içim buruk, askim yarim  
      Nasil olmasin efkarim  
      Sevdigiyle tek ben varim  
      Bir yastiga bas koymamis.  

      Simsek göklerle sevisir  
      Meyve sabirla erisir  
      Solmadan gülümü devsir  
      Dedim yâre, hiç duymamis.  

      Öyle güzel olmasaydi  
      Yüregime dolmasaydi  
      Keske aklim almasaydi  
      Öldürdü, güya kiymamis.  

      Deli oldum, aldirmadi  
      Düstüm, tutup kaldirmadi  
      Aglatti bir güldürmedi  
      Feryatlarimdan aymamis.  

      Yaptigi canima yetti  
      Ne kötülük varsa etti  
      Habersiz çekti de gitti  
      Odur aktine uymamis.  

      Hep dizlerimde uyuttum  
      Zehir lokma derdi, yuttum  
      Demis o da kim, unuttum  
      Adam yerine koymamis.  

      Ayaklarina sarildim  
      Umursamadi, darildim  
      Affedemem, çok kirildim  
      Sözümü makbul saymamis.  

      29/01/02  

      (www.kadirkaraman.com)  

      07.05.2004  
      **************


      SULUSEPKEN  

      Ilerisi olmayan geri  
      esas kaynagi düslerin  
      mahvedecek her seyi  
      dalarsa daha içeri  
      hayallerin engizisyonu  
      daragaci gülüslerin  

      sulusepken câzibesi  
      bir esrarli susus sarpi  
      resmi, en girift hislerin  
      uçuk anlam körebesi  
      gözler özlemin mahseri  
      birdenbire çöküslerin  

      ilanidir gözyaslari  
      yikik yüregin yeniden  
      gökyüzünün talaslari  
      yeryüzüne hayat veren  
      bos kalmaz hayat cephesi  
      baslayinca dönüslerin.  

      gülenin mesnedi nese  
      aglayanin ne ola ki  
      seyret ayi, bak günese  
      yasamak zorlu belâ ki  
      tükenmez hiç debdebesi  
      bitmeyen dövünüslerin…  

      31.12.03  

      07.05.2004  
      **************
      ŞOKKÖYDE SON DURUM  

      Duygular etmiş iflas...  
      Acı, ıstırap ihlâs...  
      Her tarafa çökmüş yas...  
      Son durum bu Şokköy’de.  

      Burçlarda dalgalanan...  
      Çapul, iftirâ, yalan...  
      Vîrâne, harap, kalan,  
      Son durum bu, Şokköy’de.  

      Sahne ürküntü, şiddet…  
      Nefes korku ve dehşet…  
      Prangalanmış medet  
      Son durum bu, Şokköy’de.  

      Gözler boşluğa mahkum...  
      Duygu sevgiden mahrum...  
      Kalpleri sarmış kurum...  
      Son durum bu Şokköy’de.  

      Karanlık hâkim yere...  
      Aydınlık sürgün köre...  
      Canlar ten için püre...  
      Son durum bu Şokköy’de.  

      Ekâbiranın aşkı…  
      Daima yetki köşkü…  
      Düşünürler hep meşki…  
      Son durum bu Şokköy’de.  

      Başın başında yara…  
      Bekler, bilinmez çâre! ?  
      Gören sanır maskara…  
      Son durum bu Şokköy’de.  

      Güçlü, müphem gölgeler! ?  
      Delil, hayâl belgeler! ?  
      Daha neler var, neler?  
      Son durum bu Şokköy’de.  

      23-11-2000  

      02.04.2004  
      **************
      KARANLIK  

      Ümit şafağıma çöktü karanlık  
      Gönlümü tutsaklık elemi sardı.  
      Seyreder zulümü, ruhsuz insanlık  
      Özgürlük özlemim hayâlde kaldı.  

      Duygularım küskün, güneş uzakta  
      Canım debelenir kinlerden fakta  
      Ayrılık yakında, vuslat uzakta  
      Bilinmez ne halde dağların ardı.  

      15-05-2001  

      02.04.2004  
      **************
      KANAYAN YARA  

      Bir yaram var: el dokun, el dokunma kanıyor  
      Gece gündüz sızısı huzur koymaz, tat vermez  
      Derdi mi ? usanmadan, bir hayâli anıyor  
      Derdi ki: derin gibi, inler, hiç rahat vermez.  

      Anlamaz nasihatten; kâr etmez merhem sürsem  
      Yaşamaktan usanmış, dünden râzı öldürsem  
      Tekrar ağlar, ağlarken teskin etsem, güldürsem  
      Yetiş imdada desem, işitir imdat vermez.  

      18 – 10 – 2001  

      01.03.2004  
      **************
      GÖZYAŞI  

      Ağlamaklı gözlerde büzülendir gözyaşı!...  
      Can yanınca, artar da dizilendir gözyaşı!...  

      Su taşı gözlerinle, yaralı yangın kâlbe …  
      Kanayan bir yürekten süzülendir gözyaşı…  

      Kurumasın su var ki, kaynağı kuraklıktan  
      Acı dehlizlerinde ezilendir gözyaşı…  

      Sevinçlerdir, sebebi, elemlerdir…arama!...  
      Can üzüldükçe candan yüzülendir gözyaşı….  

      Gizli olur içerde, yüz yansıtmaz gerçeği  
      Aksa kendiliğinden, kızılandır gözyaşı…  

      Öylesine çekilmez olduğunda yaşamak  
      Vücutta her zerreden kazılandır gözyaşı.  

      Kalmayınca çıkar yol, depreşince özlemler,  
      Okunmayan mektuplar yazılandır gözyaşı…  

      **********    

      İLK BÛSENİN ATEŞİ  

      Gitmez dudaklarımdan ilk bûsenin ateşi...  
      Kâlbimde başlattığı yangın devam ediyor...  
      Batmaz, karanlığıma doğan sevdâ güneşi...  
      Her yanımı felç eden salgın devam ediyor...  

      Unutamam; sarhoşluk verdiği o süzüşü...  
      Aklımı baştan alan o hercai gülüşü...  
      Sanmam, bir daha görmem mümkün olsun o düşü...  
      O günden beri aklım dalgın devam ediyor...  

      Bir esrarlı manzara varlığını bürüyen...  
      Özlem oduyla yanan, içten içten çürüyen...  
      Kavuşma coşkusuna umudunu sürüyen...  
      Korkuluk umutlarda...yılgın devam ediyor  

      Çöktü direnci, güçsüz...hiçbir aşkı kaldırmaz…  
      Bir çılgınlık içinde, umarım ki çıldırmaz!?  
      Nasihat ettim, îkaz ettim, aslâ aldırmaz!  
      Uslanmaz gönlüm, yola, çılgın devam ediyor...  

      03/08/02  


      28.02.2004  
      **************

      ELİMDE OLSA  

      Zamanı durdurmak elimde olsa  
      Durdurup inan ki sana koşardım.  
      Canıma varlığın kor gibi dolsa  
      Şikayet etmeden öyle yaşardım.  

      Meyletmezdim inan başak birine  
      Dolduramaz, kimi koysam yerine  
      İşlemişsin candan daha derine  
      Seniz yaşamayı çok zor başardım.  

      Gözlerimde yüzün, yüreğimde sen  
      Mümkün değil çıkman bir ân içimden  
      Ne olursun bir kez tut ellerimden  
      Damla olsa sevgin, coşar, taşardım.  

      Kaçsan benden, gitsen çok uzaklara  
      Düşerdim ardından hemen yollara  
      Ağlıyorum sensiz geçen yıllara  
      İsteseydin, engelleri aşardım.  


      31.01.2004  
      **************
      SIR GİBİ  

      Söyleyeme, sır gibi hep aklında kalayım…  
      Yüreğinde açılan güller benim olmalı!  
      Kavrulduğunda canın, susuzluğun olayım…  
      Üzülürsen acıyan benim canım olmalı.  

      Gözyaşın akacaksa yüreğime dökülsün  
      Ağlama da sen gülüm, benim göğsüm sökülsün  
      Sevin, her zaman mutlu ol tek boynum bükülsün  
      Kalacaksa kalbinden miras bana kalmalı.  

      Ben yanayım, olmasın, sana mekan cehennem  
      Üfle ki, nefesinle küle dönsün her zerrem  
      Kabulüm verilirse sen ve aşkınla İrem  
      İrem’imde her zaman bestelerin çalmalı…  

      08.04.03  

      ………  
        
      ALEM GÖZLÜM  

      O kadar hastayım ki sana  
      Âlem gözlüm  
      İnan o kadar  
      Özleminle içimde  
      Erozyonlar  
      Heyelanlar var.  

      Acılarım acır  
      İnan ki ince, ince  
      Sancılarım sancır  
      Gayet derince  
      Aklıma geldikçe yüzün  
      Kaplıyor yüzümü  
      Mahşeri bir hüzün  

      İçime yanardağlardan  
      Akkor, akkor  
      Lavlar akar  
      Lav püskürtmeye başlar  
      Ruhumdaki sönmüş yanardağlar  

      Dağ-dağ gezmene lüzum yok  
      Alem gözlüm  
      Av peşinde  
      Taze otları ezerek  
      Ömrünü tüketmene  
      Hele hiç lüzum yok  
      Ancak ahmaklar  
      Sarplarda av kovalar  
      Bir bakarsan etrafına  
      Sana av olmak için  
      Yalvaran bakışlarla  
      Can atan binlerce av var.  

      ……………..  

      HASRETLİK  

      Çok çok uzaklarda yuvamla yurdum  
      Özüme kaynar su dökülmüş gibi!..  
      Hasret kavurması oldu vücudum  
      Ciğerimden canım sökülmüş gibi!..  

      Yüreğim yakınken, kendim ırağım  
      Kavuşma bekleyen müzmin kurağım  
      Her yerim hârabe, viran yüreğim  
      Kalkamam ayağa yıkılmış gibi!..  

      Buz tutan çözülen özlem canımda  
      Ölsem, dirilsem yok, kimsem yanımda  
      Kaynıyor ayrılık gamı kanımda  
      Sevgi hislerimden çekilmiş gibi.  

      Bitmeyen hasrete canım ezilen  
      Yoktur çektiğim adını bilen  
      Nerede belirsiz; bekleyen, gelen  
      Bakarım yollara çakılmış gibi!  

      09.02.03  
      …………  

      ACILARIN TÜRKÜSÜ!  

      Şu, her bir damlası  
      lav  olan gözyaşlarını…  
      -rengini kızıl güllerin renginden almış  
      üzerinde acılardan izler kalmış…  
      dökmesen olmaz mı?  

      Mahzunluğun hicrânını yaşayan yüreğime  
      - ki elemlerin küskün tarlası…  
      ve yalnızlığın sancısıyla perişan gözlerime…  
      acılarından perde çekmesen olmaz mı?  

      Geri dönmeyecek harp kervanlar gibi  
      geçen acılar kervanıyla birlikte  
      içime elemin hiç güz bilmeyen  
      ve meyvesini hep yenileyen  
      kahır tohumlarını ekmesen olmaz mı?  

      Olmaz mı? ölü başında...tesellisiz...  
      kan çanağına dönmüş gözleriyle  
      işitenleri dağlayan  
      sesiyle ağlayan  
      acılı bir yüreğin feryadıyla…  
      -dilinde acıların türküsü,  
      çekilen, çekilmeyen bütün çilelerin tarlası göğsü…  
      zamana…  
      kendinden bir şeyler eksilten  
      ve götürdüğünü geri getirmeyen,  
      getirdiği ise sevilmeyen zamana…  
      umut bağlayan…  
      tükenmeyen özlemlerin ardından  
      cılızlaşmış umutlarımı  
      sökmesen olmaz mı?  

      18/09/02  

      28.12.2003  
      **************
      SON NÂME  

      Kanlı göz yaşlarınla yazdığın son nâmeyi  
      Okudum göz yaşlarım aka aka sevgili  
      Saplandı yüreğime sensizliğin hançeri  
      Can verdim hâyaline baka baka sevgili.  

      Özleminle benliğim bir yanardağa döndü  
      Gözlerimden dökülen kor sağanağa döndü  
      Biter dediğin hasret, aşılmaz dağa döndü  
      Tükettim tüm ömrümü, çıka çıka sevgili.  

      Gözlerin gözlerime takıldı uzaklardan  
      Hatıralar getirdi tattığımız bahardan  
      Oldu, o bakışların alev alev buhurdan  
      Eritti benliğimi, koka koka sevgili.  

      Sarıldım çâre diye, hicrâna attı beni  
      Acıların içine itti, bıraktı beni  
      Yakma dedim, içimden alevsiz yaktı beni  
      Her şeyimi kül etti, yaka yaka sevgili.  

      12-10-1997  

      30.11.2003  
      **************
      YARA VE YAR  

      Mümkün değil; sakinleşmem…  
      Gözlerinle bağla beni!  
      Sevdâyla yanmadan pişmem…  
      Askın ile dağla beni!  

      Canının her yerindeysem  
      Yüreğinin terindeysem  
      Dokunma hiç, derindeysem  
      Sevdân ile ağla beni!  

      El âleme kör olayım  
      Dilindeki zâr olayım  
      Özlediğin yâr olayım  
      Hasretinde çağla beni…  

      Rengarenk gül açar bir bağ  
      Rüzgarını özler bir dağ  
      Şâhikama kar gibi yağ  
      Götür sana çığla beni.  

      Bil ki askın canda sizi  
      Hayâlindir saran bâzı  
      Olmam desem bile razı  
      Gece gündüz ağla beni!  

      02.04.03  


      **************


    Kadir KARAMAN (İnşaat Mühendisi - Şair) :

    KADİR KARAMAN :1956 yılında Sivas ilinin, Şarkışla ilçesine bağlı, Cemel beldesinde doğdu. 1979 yılında, Üniversiteyi inşaat Mühendisi olarak bitirdi. Şiirleri çeşitli dergi ve gazetelerde ve web sitelerinde yayınlanmış ve yayınlanmaya devam ediyor. İlk kitabı olan “KANIMA CEMRE DÜŞTÜ” 1997 yılında, İkinci kitabı olan “GÖÇMEN KUŞLAR DÖNMEDİ” 2001 yılında Üçüncü kitabı olan “GÖNLÜMÜN GÜZ MEVSİMİ” 2003 yılında Kayseri’de yayınlanmıştır. Bazı şiirleri bestelenmiş “Külli Aşk” isimli kasete okunmuştur. Merkezi Kayseri'de olan ANASAM genel başkan yerdımcısı ve TYB üyesidir. www.KadirKaraman.com adlı sitesi vardır.

    Şairlerimizden
  • Ahmet İnce
  • Burhan Mendi
  • Dilber Saka
  • İhsan Bektaş
  • İhsan Kurt
  • Kadir KARAMAN
  • Kenan Sarıalioğlu
  • Mehmet KUVVET
  • Murat İNCE
  • Neriman Calap
  • Nuri CAN
  • Osman Serhat ERKEKLİ
  • Ömer Turan
  • Zekeriya ÇAVUŞOĞLU
  • Zekeriya SAKA
  • . ..Anket.. .
    İnternet üzerinden şiir okuyor musunuz?
    Sürekli Okurum
    Göz Gezdiririm
    Çok Az
    Okumam
    . ..Editörün Köşesi.. .
    Editörümüzün gönderilen şiirler hakkındaki yorumlarını okuyunuz. Şiirleriniz yayımlanmamışsa sizin için mutlaka bir cevap vardır.



     
     
    ©2003 GülNet İnternet Hizmetleri - support@gul.net.tr